Doğru Düzgün Üniversite Bitirmeyenlere İş İmkanları

Gelin buraya bakalım sevgili vasıfsız sıfatsız doslarım, sizler için gerçekten hayatınızı azca da olsa değiştirecek, muhteşem olmasa bile etkisinde bırakır edebilecek kudrette, azca da olsa uyandırıcı bir yazı kaleme almak istedim…

Bu güne kadar muhtemelen hiçbir sapa doğru delek kulp olamadın. İyi bir not ortalaman da olmadı, iyi bir torpiliniz de yok, akrabanız über varlıklı yahudi bir iş adamı değil, babanızın da koskocaman, kurumsallaşmış, kemikleşmiş bir anonim şirketi yok, iş başvurularınız da kabul edilmiyor…İş bu sebeplerden dolayıdır ki; internette, Google amcadan bu mevzuda yardım istediniz, size bir ümit ışığı olmasını dilediniz…

Şanslısınız ki ; Google amcanın elinin altındaki yüzlerce düşünen, sorgulayan, ışık saçmaya çalışan blog yazarlarından birisine denk gelmiş bulunuyorsunuz…

Doğrusu tam olarak doğru yere ulaştınız…

Sevgili sıfatsız fakat araştırmacı ve mücadeleci dostum; işte sen tam aradığımız seçilmiş adamsın, işte bu sefer ilk kez bir yere ve bir kuruma, finansfikirler’e gerçekten aitsin:)

Sana bu yazımda beğenilme, onay görme, takdir alma kaygısı gütmeksizin bazı şeyleri anlatmaya ve beyinin sana ihtiyaç duyulan anahtarları vermesini sağlayacağım…

Normal olarak ki bu yazıyı okuduktan sonrasında “ahanda şimdi çaktım köfteyi; kralız, artık bundan sonrasında sırtımız yere gelmez, oldu bu iş” moduna sokacak bir esin hüzmesinin seni sarıp sarmalayacağını falan zannetme…

Beklentilerini makul seviyede tutman ve seni bu siteden bol miktarda balık ile değil de olta ile ayrılmanı sağlamak istediğimizi bil!

Hatta biz “finansfikirler” sana oltayı bile veremeyiz… Sana buradan verebileceğimiz şey; sadece ve sadece oltayı bulmanı sağlayıcı fikir biçimi ve ufuktur…

Tamamdır, kes felsefeyi, edebiyatı artık mevzuya geç” dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi mevzuya dalıyorum, azca sabırlı olun, “sevişmenin bile bir ön safhası var iken, makalemizin de olacaktır elbet…

———————————

Sevgili vasıfsız dostum; sana iyi mi anlatırım bu durumu en iyi şekilde bilemiyorum fakat şunu bil ki sana bu yazımda anlatmak istediklerimi ilköğretim hocan, üniversite profesörün ya da annen baban oldukça yüksek ihtimalle anlatamaz!

Bu tip detayları şu devirde kardeş kardeşe paylaşmaz diyebiliriz. Lakin biz finansfikirler olarak bazı kuralları yıkmaktan ve alışılagelmişin dışına çıkmaktan hoşlanan bir avuç psikopat yazar olduğumuz için sen ve senin benzer biçimde onbinlerce vasıfsız, sıfatsız olan sadece hakiki ve esaslı potansiyel, güç barındıran kardeşimizi aydınlatmak niyetindeyiz… Aydınlatmak kelimesinden nefret ediyorum, onun yerine “uyandırmak” dediğimi varsayın…

Şimdi sana iyi bir üniversiteden {mezun olduğu} için hava atan ya da süpersonik kurumsal bir şirkette, küresel çapta büyüklüğe haiz bir firmada 2500-5000 TL arası bir maaş ile işe girebildiği için kasım kasım kasılıp övünen o dallama var ya; işte ben buradan gelip onun ta kafasına leylek olup patır patır dışkılayayım… Zira onun övündüğü şey 21. yüzyılın şu devrinde artık o denli da matah olmayan, sıradanın da sıradanı insanların da gayette becerebileceği bir fiil.

Sana yukarıda bahsettiğim şey ilk başta şaşırtıcı gelebilir. Lakin bu yazımı okurken senden ricam bakış açını değişiklik yapmak suretiyle birazcık çaba göstermen…

Önemli olanın artık işe girmek, iş bulmak değil de; bizzat iş oluşturmak bulunduğunu göremeyen; sana hava atan o dallamaya hiçbirşey söylemeden “koçum benim” diyerekten pohpohla gitsin…

Doğrusu artık küresel şirketlede iş bulmak değil de ufak ufak fakat fazlaca etkili olan şirketcikler kurmanın fazlaca daha büyük ve matah bir başarı bulunduğunu söylemek isterim…

Bunu yapabilmek için eskiden olduğu benzer biçimde bir valiz dolusu nakit yemyeşil canlı, sıcak paraya, tonla dolarlara, eurolara ihtiyacın olmadığının da müjdesini vermek isterim…

Merak etme seni dolandırmaya falan kalmayacağım. Şunu bil ki bu yazım da seni bir reklama ya da saçma bir şirkete yönlendirip elindeki avucundaki 3 kuruşa gözünü dikme amacı taşımıyor, o cepheden kafan rahat olsun…

Bak sevgili finansfikirler okurum; okul niye var bu dünyada? Okul denen o kurumun amacı nedir? Niçin okullar halen var? Okullar ne zamandan beri bu kadar yaygın ve tarihsel gelişimi süreci nasıldır? Bu müesseselerin işlevi ve amacı çağa uygun mudur?

Bu yukarıdaki benzer biçimde ve bunlar benzer biçimde soruların yanıtını verebilmen için şuradaki yazımızı :Üniversitelerin işi bitti, önemi kalmadı mı acaba?
da yeni bir sekmede açıp bu yazı bitince ya da şimdi okumanı dilemekteyim…

Hani bir zamanlar sana: “Okul mokul öykü be oglum sen dalgana bak” diyen o boş beleş kankan vardı ya; işte o herif artık bu saaten sonrasında külliyen haklı… Eskiden kendisi de bir baltaya sap olamadığı için, kendisine kılıf uydurmak adına bu deyişi söylüyordu. Lakin 2010’dan sonrasında hakikaten bu deyiş ciddi ciddi her sektörde, mecrada kendini doğrulamaya başladı…

Artık günümüzde üniversiteler ve okullar “Harvard’ından Sabahattin Zaim’ine kadar” “dostlar iş başlangıcında görsün, belirli bir çizgiden sapmadan, tepki çekmeden, hiç kimseye zıt düşmeden, sürüden ayrılmadan yoluma devam edeyim, kafam rahat olsun kaygısındaki ve “parayı vasıta olarak değil de amaç olarak gören” insanoğlu için varlığını sürdürmektedir. Normal olarak bu bahsini ettiğim insalar şu anda dünya nüfusunun %90’ından fazlasını oluşturacak kalabalığa sahipler. Doğrusu artık üniversiteler hakikaten örneksiz ve yaratıcı iş yapanlardan ve işini sevenlerden ziyadebasit insanlara hitap eder bir hal almıştır

Bakın bu durum babalarınız zamanında bu denli şiddetli değildi. O zamanlarda web yoktu, kütüphaneler yok denecek kadar azdı. O sebeple işe yarar tek data deposu mülkiyelerdi. Lakin artık web; üniversitelerin vermeyi vaat etmiş olduğu bilgiden abartısız milyon kat daha fazlasını bünyesinde barındırdığı videolar, makaleler, e-kitaplar, slaytlar yöntemiyle verebilmektedir.
Doğrusu artık şartlar değişti dolayısıyla kurallar da eski geçerliliğini çoktan yitirdi bile…

En iyi üniversite 2017 senesinde artık emsalsiz Google’dır!!

Eee, o süre o koca koca üniversiteler niçin halen çoğalmaya devam ediyor?

Ben sana yanıtını kendi görüşümü de işin içinde katarak söylemek isterim sevgili üniversite bitirmemiş kardeşim: “Azca ilkin bahsettiğim ve insanlığın mühim kısmını oluşuran “basit” VEYA “orta derece” insanoğlu var ya işte ahanda onları sistemin içine dahil edip birer nitelikli ucuz çalışan haline getirmek için varlıklarını sürdürüyorlar hatta çoğaltıyorlar bu tip üniversiteler. Benim naçizane görüşüm şu devirde ağır bir bilimsel nitelikli kariyer kaygısı güden adam, fazlaca yoğun bir “TÖRPÜLENME” altında kalacaktır ve yalnız teoriyi, ütopyayı bünyesinde barındırıp pratikten ve de gerçek yaşamdan zerre anlamış olmayan, aşırı odaklanmadan dolayı fazlaca dar bir gösterime haiz olan birisi haline gelecektir.

Doğrusu üniversiteler eskiden seçkin adam, önder, patron yetiştirirken şimdilerde “nitelikli ucuz çalışan yetiştiren kurumlar” haline gelmiştir!

Normal olarak ki istisnalar olacaktır. Fazlaca azınlıkta kalan eğitim kurumları bu yukarıdaki bahsettiğim kategoriye girmeyebilir (o tip kurumlar da Google ve Feysbuk’un sahiplerinin çocuklarını gönderilmiş olduğu türden teknolojik hiçbir cihazın olmadığı, öğretmenin olmadığı bir şaşırtıcı ve hayret verici yerlerdir, kısaca okul bile denmez aslına bakarsak bu şekilde bölgelere…)

Minik labavatuarlar, enstitüler, şirketlere ilişik araştırma merkezleri, gözlem icra eden bağımsız hususi şirketimsi kuruluşlar eski tip üniversitelerden kat be kat fazla iş görür, bulgu yapar,  ses çıkarır hale gelmiştir.

Bak sevgili dostum; dünya artık koskocaman bir geri dönüşüm geçiriyor. Google bile bu geri dönüşüm sürecine; uyguladığı inanılmaz politikalar ile destek olmaktadır. Resmen yaşadığımız o koskocaman “BİLGİ KİRLİLİĞİNİ YOK ETMEK İÇİN” elinden geleni yapıyor. Dur daha cool ve havalı, üstün ve mülkiyeli görünmek için halkın anlamadığı dili kullanayım da insanoğlu beni seçkin ve matah bir bo(k) zannetsin: bknz: “enformatik soysuzlaşma

Artık insanlık gereksiz ve çevreyi, doğayı katleden bilgiye, teorilere, kurumsal devasa eski tip endüstriyel şirketlere gereksinim duymuyor. Tam tersine eskisi benzer biçimde küçük küçük, bir halde her insanın istihdam edilmiş olduğu, daha insancıl, evcimen, rahat, trafiksiz, egzoz gazsız, sıhhatli yeşil bir sürece doğru yol alıyor. (Şu zamana kadar endüstriyel alanlarda kapılan koltuklar, oturmuş taşlar yerini koruyacaktır sadece yeni koltuklar oluşması günbegün azalacaktır. Zira insanların değişimi ve talebi bunu doğuracaktır…)

İşte bu süreçte bizim en büyük destekçimiz siz kıymetli sıfatsız kardeşlerimiz olacaktır!! Bakın size sabahtan beri sıfatsız, niteliksiz, vasıfsız dediğime bakmayın, esas bu unvanları hak edenlerin kimler bulunduğunu bu yazıyı adam akıllı okuyanlar anlayacaktır. Gayem sizi ezmek değil tam tersine sizi ezmeye çalışanlara ironi yapmaktır…

Ben burada aptal bir okul tamamlamış oldu diye aniden kendini dünyanın sahibi sanan, tek ağaç dikmediği halde kendini çevreci duyuru eden, kirliliğin esas sebebi olan kişilere yöneltiyorum okumu… “3-5 data biliyor diye bu bilgiyi halka anlatmak ve ışık saçmak, uygulamak yerine tam tersi davranıp bilgiyi imrenen, üzerine de kendini üstün gören, ukala ve kibirli insancıkla” yöneltiyorum bu oklarımı…

—————————–

İşte tüm bu anlattıklarım yüzünden dünyamızın, gezegenimizin içine edildi sevgili sıfatsız dostum. Artık nefes alamıyorsak bu eski tip düzenin işi çoktan bitmiştir anlamına gelir bu…

İşin acayip yanı, trajikomik yanı da ne biliyor musun sevgili üniversite okuyamamış kardeşim?

Tüm bu çevre katliamları, tabiat kıyımları, etik çöküntüler de bir zamanlar kendini eğitimli ve iyi bir üniversite mezunu diye atfedenlerin öncülüğünde meydana gelmiştir!! Bakın “öncülüğünde” diyorum. Zira ilk pislikleri başlatan bunlar olmuştur ve arkasından da bilgisiz halkı bu mevzuda kışkırtanlar da bizzat ta kendileri olmuştur…

Dünya’nın modernizm adı altında tabiri caizse içine eden gene bunların ta kendileri olmuştur!

İşte tüm bu sebeplerden dolayı gezegenizimde artık okumuşların, üniversite mezunlarının değil de pratiğe ve kişisel gelişime ehemmiyet veren daha naturel, daha organik adamların, kendini iyi tanıyan ve kendi kendini yetiştiren adamların devri adım atmıştır. Doğrusu gidip de kendisini bir okulun ekolüne , sahtekar kollarına teslim etmeyen bağımsız insanların devri adım atmıştır.

Artık mütevazi ve rahat olan değerlidir sevgili dostum…

Anlaşılmaz olan, karışık olan değil de duru ve berrak olan revaçta…

Her haltı bilen! (Daha doğrusu bildiğini zanneden) değil de ufacık şeyi en iyi şekilde bilen ve gerisinden de azca azca data sahibi olan mütevazi insanoğlu revaçta olmuştur…

İşte şu anda dünyadaki tüm üniversitlerin kuyusunu kazan en büyük şey de derhal bu yukarıdaki husus olmuştur. Zira üniversiteler insanlara gereğinden fazla bilgiyi, ZORLA yutturmaya çalışmaktan suçludurlar.

Bir yılanı uçmaya zorlamaktan ya da bir balığı karada koşturmaya zorlamaktan dolayı suçludurlar!! Doğrusu kabiliyetlere ve kişilere yönelik özelleştirilmiş eğitim değil de beyin yıkayıcı, törpüleyici tarzda, kabiliyetleri çarçur eden bir yıkıma imza atmışlardır…

Tüm bu suçlarının bedellerini de ödemeye başlamışlardır. Dünya’daki hangi büyük girişime, kuruma, ana para odağına bakarsanız bakın arkasında genel anlamda okulları terk eden ya da asla okul okumayan adamlar bulunmaya adım atmıştır… Para da bu tip adamlara akmaya yeltenmiştir!!

Zira üniversitelerde oyalanmak yerine kendini bir zanaatta öleysiye geliştiren ve hususi şirketleri arkasına alarak pazarlamanın, paranın, reklamın enerjisini kullanabilen ergonomik adamlar; üniversitede her halta vakıf olmaya zorluk çeken adamları ergonomik hayatta sollayıp geçmeye adım atmıştır…

Bu durumların oluşmasında azca ilkin bahsettiğim benzer biçimde netin oranı da muhteşem büyüktür!

Şu yazımı da lütfen yeni bir sekmede açıp okuyun:
İnternet’in yükselişi birçok eski kuralı yıktı!

Doğrusu netice olarak yazımın başlangıcında da belirttiğim benzer biçimde sizin döneminiz başladı sevgili sıfatsız dostlarım…

Dünya’yı kurtaracak olanlar tüm bu küresel pisliğin oluşmasında oranı olmayan sizin benzer biçimde bağımsız karaktere haiz üniversite okuyamamış lakin kendi kendine öğrenme çabasında olan insanoğlu olacaktır. Boğaziçi tamamlamış oldu diye, 8-10 latince kelime kullanıp da elindeki iphone’dan endüstrilerin yarattığı pisliği eleştirip kendini herkesten 8-10 gömlek üstün gören kibirli adamların değil!

Tanrı’ını seversen şu hale bakar mısın? Amerikan başkanına bir dönerek bak, adam bildiğim Zeytinburnu züppesi ruhuna haiz bir tip… Eğer seçimlerde bir hile olmadıysa, milyonlarca insan tepki olarak, kalkıp üniversite kariyeri sağlam olan Clinton yerine inşaat amelesinden tek farkı milyarder olması olan tek kelimeyle garip bir adamı seçti!

Devir sadeleşme ve pisliklerden arınma devri sevgili kardeşim…

Üniversite mezunu değil iken iş bulmak, daha doğrusu iş imkanı yaratmak için ilk adımları sıralayayım… ilk olarak seni boş yere eleştiren o adamları bir kenara bırakıp kendini keşfetme yoluna çıkmalısın?

1. Aşama

Sen kimsin ve nesin? Hakkaten neyi en iyi şekilde yapabilirsin? Bunu keşfetmek o denli da zor olmasa gerek. Tek yapman ihtiyaç duyulan dönemin uyuşturucularından arınıp bir kez olsun başkalarının sana olan dayatmalarını, propagandalarını değil de kendi iç sesini dinlemendir… Klişeleşmiş hazırkalıp kariyer yollarını terk edip örneksiz ve yaratıcı düşünme stilleri edinmelisin. Ya kardeşim o elinde tuttuğun iphone’u tasarlayan adam bile bu “örneksiz düşünme stilini” edinebilmek için lsd kullandığını itiraf etmiştir. Sana lsd kullan demiyorum normal olarak fakat en azından bir çaba içine girmeni tavsiye ederim.

2. Aşama

Kendini tanıdıktan sonrasında kendi iş imkanını ve iş fikrini bizzat kendin yaratmak için harekete geçmelisin. Bunun için ilk olarak alışkanlıklarını değiştirmelisin. Sigara ve alkole vereceğin paraları başkaca verimli bölgelere vermen gerekecek. Yeşil çay, kahve benzer biçimde iyi alışkanlıklar edinmelisin.

Bak sevgili dostum eski tip ensdüstriyel iş fikirleri yerine bilgi çağına uygun iş fikirlerini
tercih etmelisin. Çağa uygun ve esnek hareket et. İhtiyaçlara bakılırsa ve büyük küresel şirketlerin birçoğunun yapamayacağı tarzda esnek ve etkili emek harcamalar yapmak seni 10 adım öne geçirecek ve rekabet şansı elde etmenizi elde edecektir!

3. Aşama

Kendinizi aptal hissetmenizi sağlamaktan ve sizi köreltmekten başka bir halta yarmamamış olan ve de tek amacı bu olan o sınavcıkların hepsini bir çırpıda vıcıtıp atın! Bakın abartmıyorum yds, ales, lys, ygs…. Hepsi size boş…

Şimdi ise bir yerlerden başlamanız lazım. Yapmanız ihtiyaç duyulan şey web’in benzeri olmayan pazarlama ve data edinme gücünden faydalanıp kendinizi söz mevzusu mikro alanda olabildiğince uzmanlaştırıp en iyi şekilde pazarlamak kalıyor…

Ben size yalnız bir örnek verdim, siz daha iyisini biliyorsanız ya da bulabileceğinize inanıyorsanız onu yapın. Hiçkimse size kati doğruları ve en iyi bilgiyi veremez. Verdiğini iddia edenler de ya yalan söylüyordur ya da eksiktir. Bakın benim şu koca yazıda yazdığım birçok kısım bile muhtemelen saçma, yanlış, dandik bilgilerle doludur… Başta kendinizi sonrasında da herkesi sorgulayıcı süzgeçten geçirin…

———————————

Son olarak yazımı bitirmeden ilkin belirtmek isterim ki hemen hemen yansız düşünme kabiliyetini kaybetmemiş, vakalara esnek ve fazlaca boyutlu bakabilme kabiliyetinine haiz olan ve sistemin görünmez prangalarına kapılmamış “üniversite okumamış dostlarım” bakın yazımı bitirmeden ilkin size birinin alıntı cümlesini yazmak isterim: hani geçenlerde bir tane siyasal beyefendi kalkıp demişti… “benim tüm ümidim üniversite okumamış bilgisiz halktadır” diye… Onbinlerce eleştiri almıştı.

İşte ben de sizlere aynı skandal dolu sözü yineleyerekten sürprizimi yapmak ve yazımı sonlandırmak isterim…

Sadece normal olarak ki fazlaca değişik sebeplerden ve gerekçelerden dolayı….

1. Not: hiçbir partiden değilim, üzerine hiçbir siyasal görüşün fanatiği de değilim.
2. Not: İyi bir bölümden üniversite mezunuyum
3. Not: Üniversite mezunu olan ya da okuyan sadece halen yukarıda bahsettiğim benzer biçimde yansız, objektif, esnek ve yaratıcı düşünme kabiliyetini kaybetmemiş vizyon sahibi dostlarım: “Sizler yazıdaki kaba saba ithamlarımı üzerinize almayın lütfen.”

Saygılarımla
finansfikir Admininiz

Check Also

Bayilik Almak İsteyenlerin Muhakkak Yapması Gereken 5 Şey

İş kurma fikri ortaya çıktıktan sonrasında verilmesi ihtiyaç duyulan mühim bir karar vardır. Bu kararlardan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir