Kendi İşini Kurmak İsteyenlere 8 Altın Öneri

“Olmuyor işte, hangi nalet işe girsem bir türlü dikiş tutturamıyorum” diyenlerdenseniz kendi işinizi oluşturmak sizin için artık olmazsa olmaz bir hal almış olabilir. Nitekim bazı insanoğlu artık doğasından mıdır, yaşam felsefesi ve tarzından mıdır, yaradılıştan mıdır kim bilir, bir türlü başkasının işini yaparken kendini veremezler. Bir çeşit esaretin yarattığı baskı onların yaratıcılıklarına dem vurur ve gerçek kimliklerini, yaratıcılık ve üretkenliklerini ortaya çıkarmalarına engel olur…

İsterseniz onları altına, elmasa ve paraya boğun gene de yarar etmez. Zira o altınlar, altından bir kafes; elmaslar demir parmaklık; paralar ise onların elini kolunu bağlayan koli bandı gibidir.

Onlar ki; devamlı girişimci olmak zorunda kalan ve ruhlarında özgürlük kanı taşıyanların ta kendileridir…

Dostlar; gelin buraya, artık boşa kürek çekmeyi bırakın. Zira sizden o işe yaramaz, şirkette bir halt olmaz. Siz orada kölelik yapmak için biçilmiş kaftan değilsiniz. Orası size yüksek ihtimalle epey dar. Patronunuz ne kadar iyi olursa olsun sizin için her daim bir ceberrüt olacaktır. Ruhunuzu olmasa da bedeninizi tutsak almış bir ceberrüt.

Çözüm mü ne?

Çözüm oldukça kolay; “Kendi işinizi o şekilde ya da bu şekilde bir halde oluşturmak zorundasınız“. Şimdi bu cümleleri okuyan isyankar, asi dostlarımızdan birisi “iyi de abi yeaa; bizde para yok ki iş kuralım” diye serzenişlere başlayacaktır.

Kıymetli dostum; sana bu mevzuda tecrübelerle durağan(durgun) olan birkaç kelamda bulunmak isterim. Öncelikle “parasızlık” girişim yapmak isteyenler için zannedildiği kadar büyük bir engel değildir. Aksine girişim denilen illetin birçoğu sanılanlardan değişik olarak beş parasız ve sermayesiz kişiler tarafınca yapılmaktadır. Zira aslına bakarsanız multimilyon dolarlarla meydana getirilen girişime artık girişimcilik denilmemektedir. Bu türden bir manevralar “büyük çaplı yatırım” statüsüne girmektedir ki “büyük sermayeli yatırımlar“, girişimlerin aksine daha azca risk ihtiva eder.

Şu demek oluyor ki büyük çaplı yatırım denilen şey aslına bakarsak girişimlerin risksiz hale getirilmesi için ortaya para koyulmuş halidir. Para ile riskin azaltılması, satın alınması vakasıdır. Esasen bir bölgeye 100 milyon dolar yatırıp da yüklü oranda zarar eden birisine oldukça ender tanık olabilirsiniz. Nitekim bu adamların yitirmiş hali büyük olasılıkla beklenilenin altında kar etmeleri anlamına gelir. Öyleki aman aman paralar kaybedilip, ortaya konulmuş olan ana paranın uçması benzer biçimde bir şey bu adamlar için sıkça söz mevzusu olması imkansız.

Girişimlerin ise büyük çaplı yatırımların aksine en büyük avantajları; İLKLERDEN OLMALARI ve de DAHA AZ SERMAYE GEREKTİRMELERİDİR. Bir ihtimal inanamayacaksınız fakat; “Amazon” benzer biçimde bir dünya devi e-ticaret girişimi ilk yıllarında doğru muntazam reklam bile vermeden ürün satabiliyordu. Zira ortada rakip falan yoktu o zamanlarda. Heryer dutluktu anlayacağınız…

Şimdi mevzuyu fazla dağıtmadan, kendi işini oluşturmak isteyenlere birkatım tavsiyelerde bulunacağım. Bunlar TECRÜBE sahibi bir kişinin 1. ağızdan dürüstçe yazdıkları olacak. O sebeple internette Türkçe hiçbir kaynakta bu denli saflıkla yazılamayan bu tavsiyelerin kıymetini bilin.

1) “Yaa, iyi diyorsun da; kanki bende para yok ki…”

İş kurma potansiyeline haiz kişilerle epeyce diyaloğa girdiğim için; iş oluşturmak isteyenlerin birbirleriyle olan münakaşalarının dönerek dolaşıp şu başlıkta belirttiğim “meşhur repliğe” geleceğini oldukça iyi biliyorum. Hatta bu diyalogların hiçbirinde “finansfikirler” benzer biçimde bir sitede iş oluşturmak ile ilgili makaleler yazdığımdan bahsetmedim. Şu demek oluyor ki basit bir dost, ahbap ilişkisi içinde tüm bu diyalogları sürdürdüm.

Gözlemlerim {hiç de} iç açıcı olmadı. Hepimiz tutturmuş “abi bizde para yok ki” tribinde.

Bak sevgili girişimci dostum; yukarıda da belirttiğim suretiyle senin o şekilde aman aman paralara ihtiyacın yok. Deli manyak bir ana paraya ihtiyacın yok. En azından başlangıç olarak bu bu şekilde. Ulan birçoğunuzun BOŞU BOŞUNA o senelerce süründüğünüz okullarda okumak için verdiği paranın 10/1’ini ortaya koysanız birçok girişim için fazlasıyla kafi bütçeyi derleyebilmiş olmuş olursunuz.

Ayrıca “Boşu boşuna” diye niteledim o güzelim okullarınızı. Zira daha önceki yazılarımda da belirttiğim benzer biçimde; “bir şeyin boş yere olup olmadığı tamamen görecelidir“. Bu sebeple bir girişimci olarak polemik olabilecek bu iddiada bulunuyorum. Hayatındaki en mühim amacı para kazanmak olan birisi için yapabileceği onlarca iş varken gidip senelerce üniversite okumak, bilimsel niteliği olan kariyer yapmak boşu boşunadır. He kendinizi bilime adarsınız, okumaktan keyif alırsınız, ortamdan hoşlanırsınız, oyalanma amacınız vardır saygı duyarım, eğer o şekilde bir durum var ise boşu boşuna okumuyorsunuz… Sadece söylediğim benzer biçimde oldukça uzun süre senelerce okul okumak girişimciler için asla öncelikli amaç olması imkansız!!

Ya, şu aralar yazarken arada mevzuyu dağıtıyorum ben de… Son olarak başlıkta “para yok” diyorduk. Yapmanız ihtiyaç duyulan şey kolay; cüzi oranda ana para bulmak zorundasınız, artık babanızın yakasına mı yapışırsınız, amcanıza mı yalvarırsınız, sevgilinize mi yüklenirsiniz bilemem. En fena gidip bir yerde geçici olarak asgari ücretle çalışıp bu “parasızlık” bahanesini bir an evvel ortadan kaldırmak ve “kendi işinizi oluşturmak zorundasınız”

2) Yaratıcı olmak zorundasınız

Aması maması yok bu işin. Daha ilkin 1 zrilyon kez denenmiş bir işi yaparak da para kazanabilirsiniz. Sadece bunun için daha oldukça ana paraya ihtiyacınız olacak. Zira bu tipten işler, daha azca risk içeridiği için daha oldukça yatırımcı çeker bünyesine bu da daha oldukça rekabet anlamına gelir. Bu yazıyı okuyan siz kıymetli dostum büyük olasılıkla milyonlarca doların içinde yüzmüyor. O sebeple bir halde yaratıcı olmak zorundasınız.

Demem o ki; Ahmet’in, İbrahim’in, Mehmet’in yapmış olduğu işi birebir öykünmek ederek bir yere varamazsınız. Doyum olamazsınız.

Bakın ben bile bu siteden para kazanırken rakibimden, benden daha ilkin bu işe girişmiş rakibimden devamlı birkaç adım geriden geliyorum. O bu işe devam etmiş olduğu sürece ben her daim ondan daha azca kazanmaya mahkumum.

Zira Google tanık ki; o rakibim; ben sokaklarda, cins cins mekanlarda elimde efesle, öteki elimde cigaramla şarkı söylerken; harıl harıl çalışıyordu. O sebeple sonradan aklı başına gelen finansfikirler admininiz, bu şartlar altında, o rakip bir halde ölmediği ya da sıkılıp işi bırakmadığı sürece ondan hep bir adım geriden gelmek zorunda.

İşte başıma gelen vaka sizin de başınıza gelsin istemiyorsanız değişik olmaktan kormamak durumundasınız. Yaratıcı olmanın, ilk olmanın sağlamış olduğu pozitif yanları iyi değerlendirmek zorundasınız.

3) Öyleki ya da bu şekilde elinizi işe sürmek ve de çalışmak zorundasınız.

Elindeki kırbacı şakırtarak “Çalışmak zorundasınız!!” diye bağıran gaddar patron benzetmesi aklınıza gelmesin lütfen. Çalışacaksınız dediysem; sırtınızda inşaat artığı molozla günde 80 tane 60 kiloluk çuvalı 20 km götür getir yapmak benzer biçimde bir işte çalışmak zorunda değilsiniz. İsveçliler benzer biçimde çalışmalısınız. Adamlar günde 4 saatten azca emek vererek dünyanın gelmiş geçmiş en yüksek refah seviyesine haiz medeniyetlerinden birinin sahibi oldular. Şu demek oluyor ki normal olarak toplam ülke zenginliği olarak ilklerde değiller fakat ekonomik olarak orada yaşayan halkların averaj maddi durumu dünyada 1 numaradadır.

Bunu sebebi kolay “ADAMLAR VERİMLİ ÇALIŞIYOR, AYRICA ZAMANINDA DÜNYAYI DA BİRAZ SÖMÜRMÜŞLER O AYRI MEVZU…”

Bakın son zamanlarda rastgelince oldukça gıcık olduğum ve de insanlarda değişmesini istediğim bir hususu belirteceğim: Adam kalkmış onda var niye bende yok tribine girip hiçbir işe doğru delek kendini vermeden, elini bile sürmeden her şeyin önüne hazır gelmesini bekliyor…

Ben bu tip adamlara buradan şu cevabı bazı kibar arkadaşlarımızdan özür dileyerek vermek isterim: “Ulan dallama, sen kimsin de asla emek vermeden varlıklı olacaksın, sen kimsin de hiçbir kulpa sap olmadan saygı duyacaksın, sen kimsin de zerre yaratıcılık ortaya sermeden, düşünce üretmeden kendini herkesten üstün bir halt zannediyorsun?”. Tekrardan özür dilerim kıymetli okuyucularım, içimi buradan boşaltmam gerekti bu tiplere. Siz de bu tipten sığırlara, kendini oldukça bir şey zanneden ukala, kibirli şahsiyetlere gündelik hayatta çokca rastlayacaksınız.

Bakın bu asla emek vermeden kendini herkesten üstün gören kibir küpü insancıkların en belirgin özelliği de “hasetlikleridir“. Önüne gelen ve kendinden daha başarı göstermiş herşeyi kıskanırlar. Zira kendilerinin oturmuş olduğu yerden her şeyin en iyisine layık olduklarını ve en üstün olduklarını düşünürler. Niye onda var bende yok hissiyatına kapılırlar her şeyde hemencecik.

Bu yukarıdaki insan tipini burada bilhassa bilerekten çokca tasfir ettim ki sizde bir alanda başarıyı yakalamak istiyorsanız bu karaktere bürünmekten sakınmalısınız. Zira şunu asla ihmal etmeyin ki; sizden başarı göstermiş olanlar, iş ve para yönünden üstün olabilenler devamlı olabilir, olacaktır da, kabullenmek zorundasınız.

Hakkaten verimli ve sevmiş olarak, üretken şekilde ÇALIŞAN kimseler; hayata karşı bu ukalaca, kıskançca, kibirlice bakış açısından uzak dururlar. Zira bilirler ki; her insanın yolu, çizgisi, kaderi kendinedir. Kimse kimselerle tam anlamıyla kıyaslanamaz. Öyleki ki; hepimiz değişik patikalardan geçerek yol alır bu hayatta. Iyi mi ki ben kalkıp “Niye Rockerfeller kadar varlıklı değilim, dünyayı yönetemiyorum” diye tasalanmıyorsam. Siz de bilecek ve kabulleneceksiniz ki “bazı şeyler her ne sebeple olursa olsun o adama/hanıma münasiptir”.

Oturduğunuz yerden o şekilde kendinizi ağa duyuru etmek yok bu hayatta. Bazı işleri beğenmeseniz de yapmak zorundasınız. Kimi zaman görüyorum bu tipleri herifler, hem yakınıyor “yeaa iş güç yok” diye. Adama kalkıp iş güç önerince “Yeaaa ben onu yapamam ki” deyip geçiştiriyor. Madem o şekilde sızlanmayacaksın dostum. Bu dünya senin emrine azade değil, herşey senin istediğin benzer biçimde gitmez her dönem. Oturduğun yerden onu bunu kıskanıp; emek vermeden, üretmeden herşeyin en iyisini kendine layık göremezsin!

Netice itibariyle kendi işinizi oluşturmak niyetindeyseniz; kibiri, kendinizi başkalarıyla gereksiz kıyaslamayı, gereksizce gururu bir kenara bırakıp o şekilde ya da bu şekilde, azca ya da oldukça, bir halde çalışmak zorundasınız.

4) Kendi işinizi oluşturmak için alışkanlık ve ilke sahibi olacaksınız

Bakın ben örneğin; günde 1-1.5 litre yeşil çay tüketir ve 12 km süratli gidişat sahil yürüyüşü yaparım. Amaç mı ne? Kardeş, ben birazcık psikopatım, arızayım da ondan bu kadar yürüyüp çay içiyorum:)) Hedefim, beynimi zihinsel olarak formda tutmak.

Ihmal etmeyin ki; beynin yakıtları: “egzersiz, bolca oksijen ve de kateşin(yeşil çayda bulunur), omega 3(balık ve cevizde bulunur) benzer biçimde besinlerdir.

Bunlar benim alışkanlıklarımdan biridir. Doğal olarak siz de ne olursa olsun her gece 20 km süratli gidişatta yürümek zorunda değilsiniz. Bünyeden bünyeye değişen bu talepler herkeste kişiliğe, karaktere beyine gore değişik surette belirebilir.

Ek olarak; kurallarınız olmalı, bunlara ilke diyoruz. Sözgelişi “her gün şu saatlerde ne olursa olsun şu işi yapacağım” benzer biçimde. Ya da “şunları ve bu tarz şeyleri asla yapmayacağım” benzer biçimde. Bunlar sizin zihinsel olarak zinde kalmanızı ve odaklanmanızı artıran şeylerdir. Gene bu tipten prensipler sizin hata yapma, yanılma, tongaya düşme, bocalama ihtimalinizi azaltan şeylerdir.

Sözgelişi; insanlara yeri ulaşınca kim olurlarsa olsun, hayır demeyi bilmek mühim bir prensiptir.

Sözgelişi; “paramı asla borsaya yatırmam” diye köktencilik bir karar almak prensiptir.

Kendi işimi kurup para kazanana kadar kimseden para istemeyeceğim” demek bir prensiptir.

5) Kimseden medet ummayacaksınız ve özgür olacaksınız!

“Nasolsa babamın, erkeğimin, dayımın bir sürü malı var, kankilerim oldukça varlıklı, bir halde geçinirim” benzer biçimde kelimeleri ASLA AMA ASLA SARF ETMEYECEKSİNİZ. Bu dünyada “ağaca güvenme eğilir, insana güvenme seni satar” demişler. Babanız bile olsa günü ulaşınca kıçınıza tekmeyi koyabilir. Oldukca sevdiğiniz eşinizden boşanabilirsiniz, kankanız sizi unutabilir…

En büyük holdinglerde, şirketlerde, ortaklıklarda “denetleyicinin denetleyicisi olan adamı denetim eden adamı gözleyen eleman” benzer biçimde cins cins statülere bile rastlayabilirsiniz ki bu oldukça olağandır. Zira belli bir olgunluğa erişmiş olan firmalar ve de büyük ana para ortaklıkları tecrübeleri yardımıyla kimseden medet ummamaları icap ettiğini, hiç kimseye tam manasıyla güvenmemeleri icap ettiğini iyi bilirler.

Siz de aklınızı başınıza toplayın ve de “hiç kimseye ipleri tam manasıyla teslim etmemeniz icap ettiğini aklınızdan çıkarmayın”. Mümkün olduğunca bir çok süre elinizde kimselerin haberdar olmadığı gizli saklı bir yüksek kartınız olmalı ki ütülmeyesiniz…

En azından “kendi işinizi oluşturmak için” yola çıktıysanız bu paranoyakça tutum sizin için maalesef oldukça önemldir. Ayrıca yanlış anlamayın, ben size bir tek iş hayatında bu şekilde olmalısınız diyorum ki onda da bir tek “kendi işini oluşturmak isteyenelere” bu önerim. Siz kalkıp da sevgilinizi denetleyen adam tutup bide onu denetleyen, gözeten, denetim eden adam tutarsanız kafayı yemiş sayılırsınız:))

Girişimcilerin haiz olduğu yada olması ihtiyaç duyulan en mühim karakter yada kişilik özelliği işte bu “özgürlük tutkusudur“.

6) Kendi işinizi kurmadan ilkin ne istediğinizi iyi kararlaştırın

Bakın dostlar “ağırlıklı olarak para istiyorsanız” ona gore iş kurun; “zevkli ve keyifli, rahat bir iş ve buna karşılık daha azca para olsa da olur diyorsanız” ona gore iş kurun.

Sözgelişi bazı paragöz uyanıklar “abi senin işte para var yeaaa” diyerekten finansfikirler benzeri site açmaya yelteniyorlar. Sonrasında da aşırı bunaltıcı bulup en fena 1 aya kapatıyorlar. Harcadıkları paraya da yazık oluyor. Niçin mi? Benim yaptığım iş onların para hırsına yanıt vermemiş oluyor da ondan. Benim yaptığım işin kopyasını yapanların da Google’da sıralamalarda benden sonrasında geleceği için her daim ikincil olmaya mahkum olacağını da belirtmek isterim. Her neyse mevzuyu dağıtmayayım gene eğer ki en mühim amacınız para kazanmak ise; yapmanız ihtiyaç duyulan şey kolay: “TİCARET YAPMAK”‘tır. İşi ticarete dökmektir. Kalkıp da burada istemediğiniz işi sırf para için yapmanın alemi yok. Sırf para için istemediğiniz halde 1000’lerce kelimelik yazılar yazmak güvenilir olun sizin için tam bir işkence olacaktır. Ben burada bu yazıları yazıyorsam bunu “gönüllülük esasıyla yaptığım bir emek harcama” olarak görüyorum. Hiçbir süre bu site ile varlıklı olmayı yaşam etmedim ki o denli da saf değilim. Zira günde birkaç iktisat temalı yazı yazarak süperötesi rakamlar kazanamayacağımın oldukça iyi farkındayım. Halihazırdaki reklamlar da daha evvelden belirttiğim benzer biçimde “editör parası, teknik geliştirme, iyileştirme parası” olarak siteye destek olarak gidiyor…

Kısacası ne istediğinizi iyi bilin ki yaptığınız iş taleplerinize yanıt verebilsin ve de sizi mutlu kılabilsin. Tüccar kafalı adamların blog yazmakla işi olmayacağı benzer biçimde sanatçı ruhlu yaratıcı adamların da ticarette işi yoktur. Dolayısıyla; kendi işini oluşturmak isteyen hepimiz nereye ilişik bulunduğunu iyi seçmeli ki beklentileri, umutları boşa çıkmasın…

7) İş oluşturmak demek özgürlük için sürünmeyi göze almak anlamına gelir.

Eğer ki; “halihazırdaki ailemden, dostumdan, eşimden para almadan sırf kendi çabamla düşük ana para ile kendi işimi oluşturmak isterim” diyorsanız ilk olarak bu tipten işlere, girişimlere müdahele eden bir Tanrı var ise size kolaylıklar versin demek isterim. İşiniz yüksek ihtimalle oldukça fakat oldukça zor olacak. Bankalar size kredi vermeyecek, dostlarınız sizi sallayacak, bir ihtimal 1 kim bilir 2 yıl çimen yiyerek idame zorunda kalacaksınız… Sadece eğer ki dayanmayı başarabilirseniz tünelin sonunda ışık sizi bekliyor olacak. Esasen o ışığı gördükten sonrasında da ömrünüz süresince asla emek vermeden para kazanan o sinir bozucu tiplere dönüşmüş olacaksınız.

Elbet bir yerlerden ana para bulabilirseniz, bulduğunuz ana para ölçüsünde bu “sürünme oranı” azalacaktır. Derhal yanıbaşınızda ; hibelerle, teşviklerle size destek olacak arkadaşlarınız bile olsa bu uzun çetrefilli yolda yanlız başınıza başarıya ulaşabilmeniz epey zor olacaktır.

Size destek olması için;

• Bir yerleden gelen küçük de olsa ek gelir imkanı

• Oldukca zamanınızı almadan para kazanabileceğiniz hobi mahiyetindeki bir ek iş

• Yükek faiz içermeyen uzun vadeli bir kredi

• Bağışlama, teşvik ve devlet desteği

• Kendi işinizi kurma yolunda her daim yanınızda olabilecek bir yoldaş

Oldukca iyi olabilir…

8) Kendi işinizi kurabilmek için; gereksiz kıymet yargılarından, basmakalıp dünya görüşlerinden ve tekdüze işe yaramaz ideolojilerden uzak durmalı ve SİZE AİT BİR AMACA SAHİP OLMALISINIZ

Kendi işini kurabilmek demek ayaklarınızın üstünde durabilmek anlamına gelir. Artık sürü olmamak anlamına gelir. Dolayısıyla şu güne kadar hiçbir halta derman olmamış siyasal, ideolojik tüm düşüncelerden arınıp onları daha da iyileştirip yeni ve işe yarar olanları üretmelisiniz. Bu tavsiye işinizle alakasız görünse de; eğer ki sahiden iddialı iseniz ve oldukça uzun vadeli olacak şekilde bu girişimcilik işini sürdürmek istiyorsanız sağlam bir ideolojiye, dünya görüşüne ihtiyacınız olacak. Bu da ilkin size sonrasında da sizinle birlikte çalışanlara bir amaç, tutku, talep ve de savaşım hırsı elde edecektir.

“Bolca para kazanıp bol miktarda tükettikten sonrasında bu dünyadan bir an evvel defolup gitmek” benzer biçimde sığ, kolay, hayvani, işe yaramaz bir dünya görüşüyle dev oluşumlar, işler meydana getirebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

İnsanlık için, dünya için bir ya da birden fazla hedefiniz olmalı ki bir tek %3-4’ünü kullanabildiğiniz beyninizin oldukça daha fazlasına erişebilesiniz. Ben şahsen bundan 2 yıl kadar öncesinde bu sığ, kolay dünya görüşüne sahiptim. Günde 1.5 paket Marlbora Light tüketir, cebimde küçük 20 cc’lik cep viskileri tamamlanmamış olmazdı. Elime geçen her bir parayı gereksizce savurur ve de bulduğum her zamanı eğlenceye, tüketmeye, gereksiz savurganlığa harcardım. Ne kadar tüketirsem tüketeyim şu andaki haiz olduğum mutluluğun, azmin, yaşam enerjisinin 10/1’ine haiz değildim. Mutlu, huzulu, enerjik değildim. Habire daha fazlasını tüketmek isteyen bir dallamanın flama bayrakla en önde gideniydim…

Bu içine düştüğüm yanılgıdan, içinden çıkılması zor girdaptan kurtulmam 1.5 yıl öncesini bulur. Hayatımı 180 aşama değiştiren şeyler bir taneyle sınırı olan değil normal olarak, ona da bir başka yazımda değinmeyi planlıyorum.

Bu bendeki tüketim çılgınlığını ve hayata olan sığ bakış açısını değiştiren en önemi şey bir yaşam amacıydı… Sadece bu amaç artık birilerinin bana öğrettiği amaç değil, bizzat benim ürettiğim, dünya için, insanlık için hayırlı için olabilecek bir amaçtı.

-İnsanları tutsak hale getiren, fanatik köleler icra eden, sözde özgürlük vaat edip esirin daniskası haline getiren başkalarının ürettiği amaçlardan daha değişik amaçlara haiz olmalısınız.

– İpin ucunu takip ettiğinizde birilerinin egosunu doygunluk ettirmekten başka bir işe yaramayan tüm amaçlardan uzak durmalısınız

-Sizi salt tüketim çılgınlığına iteleyen tüm amaçlardan uzak durmalısınız.

– İnsan olarak hür ve özgür doğanıza aykırı tüm amaçlardan arınmalısınız

Bu amaç ne işe mi yarıyor?

Günde 1.5 litreden aşağı bira tüketmeyen hiçbir halta yaramaz adamı 1.5 litre yeşil çay tüketir hale getirebilecek güce haizdir amaç denilen şey…

Beyninizi normalden 10’larca kat daha yaratıcı, etkili, verimli çalıştırabilecek güce haizdir bu amaç denilen şey…

Amaç denilen şey bena bu 3000 kelimelik makaleyi yazabilmemi elde eden enerjiyi veren şeydir…

Son olarak ihmal etmeyin ki; bu hayatta amacı olmayanları amacı olan başkaca birileri kendi kurmuş oldukları işlerde tutsak etmek suretiyle düzmece amaçlarla, ideolojilerle kullanırlar…

Eğer ki; bu bahsettiğim amacı, hedefi kendiniz belirleyemiyorsanız; hedefi ve fikirleri en parlak, en iyi olan, en işe yarar olanların kurmuş oldukları işlerde savaşım verin ki; onurlu bir yaşam sürmüş olasınız, sonuçta tabiat, herkesen süper yaratıcı ve oldukça kuvvetli önder olmasını beklemiyor, tabiatın düzenine aykırıdır bu durum…

Sevgili “kendi işini oluşturmak isteyen dostlarım“; hoşçakalın, tekrardan kısa sürede görüşmek suretiyle, sağlıcakla kalınca. Aykırı yada benimle aynı fikirde olduğunuz hususları belirtmeniz bizlerin, beyin fırtınası yapabilmemiz adına oldukça işimize yaramaktadır.

Saygılarımla

finansfikirler admini

Check Also

Dünyanın Neden Tasarrufa İhtiyacı Var?

Merhaba pek kıymetli finans fikirler okurları. Bu yazımızda yediden yetmişe, adam hanım çocuk demeden herkesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir